Urla'yı Keşfedin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Urla'yı Keşfedin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2010 Pazartesi

MAHFEL: Rafine tatların sunulduğu dingin bir mekan

Her zaman vakit geçirmekten büyük keyif aldığım ve huzurun nasıl bir duygu olduğunu keşfettiğim bambaşka bir mekanı sizlerin de keşfetmesi gerektiğini düşünerek bu yazıyı yazmaktayım. Aslında yazının geri kalan kısmına Sezin Selvi'nin kaleminden çıkanlarla devam etmek niyetindeyim. Zira Sezin hanım çok güzel betimlemiş Mahfel'i. Bunun üzerine bana laf düşmez deyip sözü kendisine bırakıyorum:

MAHFEL RESTORAN / Milliyet Ege / 31.Aralık.2009

İşletmecisi Urlalı Gamze Kutlukaya olan Mahfel ‘toplantı evi’ anlamına geliyor. 6 odalı bu tarihi bina Orduevi olarak da kullanılmış.Pek çok kere Urla’ya gittim. Otoyolun bitiminden Urla’ya girince günübirlik yapılan her kısa yolculuk gibi bu güzel ilçede biraz nefes alıp sonra şehre dönmek vardı aklımda. Sık sık bana önerilen Mahfel’e gitmeye karar verdim. Urla merkezine doğru yönelince aldığım tarife göre kolayca Mahfel’e ulaştım.Dışarıdan kendini pek göstermeyen kesme taşlı merdivenleri çıktıktan sonra mandalina, turunç ve gökyüzüne yükselen bir palmiye ağacının altından geçerek bakımlı ama eski bir kagir binanın önünde buluyorsunuz kendinizi. Sessiz bir sadelikle sizi karşılayan eşsiz avludan içeriye giriyorsunuz. Mahfel, sizi önce yalın bir mütevazılık ile karşılıyor. Bir süre sonra mekanın etkisiyle aklınızdaki tüm gaileleri, şehrin keşmekeşine dair düşünceleri ve iş planınızı ve diğer bildiklerinizi unutuyorsunuz. Adeta 1920’lerde geçen nostaljik bir filmin başrol oyuncusu gibi hissediyorsunuz. Birkaç dakika geçmeden duvarlardaki resimleri ve fotoğrafları fark ediyorsunuz. Mavi, kırmızı, yeşil dekoratif duvar kağıtlı odalardan hangisinde oturacağınıza karar vermeniz gerekiyor. 4.5 metreyi bulan tavanları, kırmızı kadife perdeleri, 20’ler, 30’lar ve 40’lardan derlenmiş ahşap oturma grupları ve antikalarla dekore edilmiş mekanda kendinizi atmosfere kaptırıp, aslında buraya yemek yemeye gelmiş olduğunuzu bir an için unutuyorsunuz. Tam o anda size servis edilen enfes Urlice Rose Şarabı sizi kendinize getiriyor.Mahfel’in sahipleri bu binayı neredeyse çökmek üzereyken alıp, orijinal zamanına ait mobilyalarla döşemişler. Restore edilen binaların ortak sorunu olan abartıya kaçma ve gerçek stilinden uzaklaşma hali bu mekanda hiç görülmüyor. Orijinal adı ile Mahfel Konağı; 1800´lü yılların ikinci yarısında bir Rum üzüm tüccarı tarafından yaptırılmış ve Kurtuluş Savaşı´na kadar ev olarak kullanılmış. Mahfel, daha sonra Şehir Kulübü olarak işletilmiş. 1926’da Şehir Kulübü olduğu sıralarda iki kez Atatürk´ü ağırlamış.
Bir zamanlar Orduevi imiş
Dışarıdan kendisini hiç belli etmeyen 6 odalı bu ev; rafine zevklerin, yaşadığımız hayatı nasıl da anlamlı hale getirebileceğinin bir kanıtı. Osmanlıca’da ‘toplantı yeri’ anlamına gelen bir dönem Orduevi olarak da kullanılan Mahfel aslında en güzel dönemlerini savaşlarla ve zorlu yıllarla geçirmiş Ege topraklarının bize anlatmak istediklerinin özeti.
Urlice Şarapları burada

1 Nisan 2005’te açılmış olan Mahfel’in mönüsü Türk yemeklerine uyarlanmış Fransız yemeklerinden oluşuyor. Mahfel’in bir diğer özelliği ise sınırlı miktarda Urla'da üretilen Urlice Şaraplarını bulabileceğiniz 3-4 restorandan biri olması. Yemeklerin yanında içki tercihinizi kısıtlı sayıda butik üretim yapılan yerel Urlice Şaraplarından yana kullanmanızı öneriyorum.

Ağırlıklı olarak şehrin keşmekeşinden kaçıp Urla’ya yerleşen ailelerin tercih ettiği Mahfel, hafta sonları Urlalıların yanı sıra İzmir’den de birçok misafir ağırlıyor.

Mahfel, özel günlerinizi kutlamak, nişan-düğün törenlerinizi gerçekleştirmek için uygun bir mekan. İsterseniz odalardan oluşan konağın bir bölümünü sizin özel kullanımınıza ayırmaları da mümkün.Restoranın işletmecisi aslen Urlalı olan Gamze Kutlukaya.

Başlangıçlardan Deniz Ürünleri Çorbası ve 7çeşit baharatla hazırlanmış Mahfel Salata, mantar sote doldurulmuş, keçi peyniri ile fırınlanmış Enginar Göbeği, makarnalardan Tagliatelle Marinara’yı deneyebilirsiniz. Ana yemeklerden ise bahçeden toplanan çam fıstıkları ile yapılan Mantar Soslu Bonfile ve taze zencefil, zengin baharatlar ile hazırlanan şarap soslu Zencefilli Biftek’i tavsiye ederim.

Fiyatlar

Çorbalar 5-6 TL
Salatalar 8-9 TL
Aperatifler 12-17 TL
Makarna 8-12 TL
Ana yemekler 15-20 TL
Şaraplar şişe 40 - 65 TL
Alkolsüz içecekler 2-3 TL

Tercih edildiği zamanlar
Hafta sonları; cuma, cumartesi ve pazar akşam yemeklerinde tercih ediliyor. Pazartesi günü hariç haftanın diğer günleri açık.

Urla'da Sakin Şehir Hareketi ve Butik Şarapçılık

23.06.2009 Referans-İzmir Haber
Fast food'a karşı geliştirilen 'slow food' ve 'sakin şehir' felsefesine en uygun yerlerden biri olan İzmir Urla'da bağ kurup butik, organik şarap üretimine başlayanların sayısı artıyor. Bölgenin gelecekte Kaliforniya'daki Napa Valley gibi şarap turlarının düzenleneceği merkezlerden biri olması bekleniyor.

İzmir'in Urla bölgesi, Kaliforniya'daki ünlü Napa Valley gibi geleceğin butik şarap merkezi olmaya aday. Bağcılık ve şaraba gönül verenler, "sakin şehir" felsefesinin hayata geçirilebileceği Urla, Seferihisar gibi İzmir'in yarımada bölgesinde toplanmaya başladı. Butik ve organik şarap üretimi için mesleklerini bırakıp Urla'ya yerleşenler, önce küçük miktarlarda sadece kendileri için yaptıkları üretimi zaman içinde bağları genişledikçe keyifli bir iş alanı haline getirmeye başladı. Bağ evlerine düzenlenen şarap tadım turlarında, ziyaretçilere hemen önlerinde uzanan bağın üzümlerinden yapılan şarapları sunan ve kısıtlı miktarlarda satış yapan Urla'daki butik şarap üreticileri, sakin şehir felsefesini hayata geçirebilmek için çaba gösterdiklerini söylüyor.
Urlice markası ile butik şarap üreten Bilge ve Reha Öğünlü çifti, yedi yıl önce ABD'de işlerini bırakıp hayallerini gerçekleştirmek üzere Urla'ya yerleşmiş. Bilge Bengisu Öğünlü, ünlü marketler zinciri K Mart'ın mimarlık departmanının bölüm başkanı, Reha Öğünlü ise ünlü müzik ve kitap evleri Borders'da çalışıyormuş. Michigan'da yaşayan çift Türkiye'ye her gidiş gelişlerinde hayallerindeki projeye biraz daha olgunlaştırmış ve 2002 yılında Urla'da ilk çubuklarını dikmeye başlamışlar. Bilge Öğünlü "Böyle bir projeyi gerçekleştirmenin temelinde zaten bağların içinde büyümüş olmamızın etkisi oldu. Annemin burada bağları vardı. Yedi yıl önce hayallerimizi gerçekleştirmeye başladık ve başarılı da olduk" diyor.

İlk tepkiler olumlu
Geçen haftalarda Türkiye'ye gelen dünyanın en ünlü şarap uzmanı ve Financial Times yazarı Jancis Robinson kör tadımla, yani markalarını bilmeden yaptığı tadımlarda Urlice şaraplarından Urlice 2005 Merlot-Shiraz'a en yüksek notlarından 16 puan verdi. İtalya'da fast food ve küreselleşmenin olumsuz etkilerine karşı gelişen "Sakin Şehir" düşüncesinin fikir babası ve öncüsü İtalyan Carlo Petri'nin de Urlice'yi ziyaret ettiğini söyleyen Bilge Öğün çok olumlu tepkiler aldıklarını söyledi.
"Sakin Şehir" düşüncesinin içinde yöresel lezzet, gelenek ve görenekleri korumak olduğunu söyleyen Reha Öğünlü ise "Bunun için yaptığımız üretimin 'adil, temiz ve iyi' olmasına dikkat ediyoruz" dedi. Adil üretim için sürdürülebilir tarım yapmak gerektiğini, bunun için çevreyi korumak gerektiğini söyleyen Reha Öğünlü "Örneğin çevreye zarar vermemek için yabani ot ilacı kullanma yerine işçi tutup çapa yaptırıyoruz. 22 dönümlük arazinin çapası için çok sayıda işçi çalıştırmak gerekiyor. İşçileri daha ucuz olsun diye uzak yerlerden getirme yerine bulunduğumuz çevrenin çalışanlarından seçiyoruz. Biraz maliyetli oluyor ama bu çevrede yaşayanlar da bu bağın getirilerinden yararlanmış oluyor. Bu da sakin şehir düşüncesine uygun bir tarz" diyor.
Bilge Öğünlü, iyi ürün alabilmek için ise "yeşil hasat" yaptıklarını anlatıyor. Asmada ne kadar az salkım olursa ürünün kalitesinin o kadar çok arttığını söyleyen Öğünlü "İstesek 30 ton alabileceğim bağdan, dallarda birkaç salkım bırakarak sadece 9-10 ton ürün alıp üzümün kalitesini artırıyoruz. Bunun sonucu bu üzümden yapılan şarabın da kalitesi çok yüksek oluyor" diyor.
Şaraplarının büyük market zincirlerinde bulunmasının mümkün olmadığını söyleyen Öğünlü çifti, sadece bazı özel restoranlar ile tadım için bağa gelenlere arzu ederlerse satış yaptıklarını söylüyorlar

Urla Müzik Akademisi



UMA- Urla Müzik Akademisi 2009 yılının 25 haziranında ilk master class’ı ile görevine başladı...

Görkemli bir rum konutu olarak 1800’lü yılların sonlarında inşa edilen ve bir asrı geçkin yaşıyla farklı zamanlarda bambaşka amaçlarla, belediye, kızlar yurdu gibi kullanılmış olan tarihi bina uzun bir onarım süreci sonunda harap halinden kurtarılmış, müzik adına profesyonel genç müzisyenleri usta müzik elçileriyle buluşturup eğitimlerine, müzik ve kültür birikimlerine yeni derinlikler katma amacı ile Urla Müzik Akademisi adı altında yepyeni bir kimliğe kavuşturulmuştur.

Dünyaca ünlü usta müzik elçilerini davet ederek oluşturulan bu karşılaşmalar genç yeteneklerin yeni eğitim olanaklarına kavuşmalarını sağlamak için de bir köprü oluşturmaktadır.

UMA'da gerçekleştirilen ustalık kurslarından bazıları

Tolga Alpay / fagot

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın fagot grup şefidir. Enstrümanında usta bir virtüöz olan Tolga Alpay aynı zamanda fagot çalgısının önemli bir parçası olan “kamış” yapımında da ustadır. Sanatçının ürettiği kamışlar Berlin Filarmoni Orkestrası sanatçıları tarafından da beğenilmekte ve kullanılmaktadır.

Andras Adorjan / flüt

Yüzyılın en ünlü flütçülerinden Macar asıllı Alman Andras Adorjan, dünyanın en prestijli flüt yarışmalarının başkanlığını yapmakla birlikte orkestracılığıyla da tanınmaktadır.

Hansjörg Schellenberger / obua

Berlin Filarmoni Orkestrası’nda solist obua sanatçısı, Madrid Reina Sofia Müzik Okulu’nda obua profesörü olan Hansjörg Schellenberger aynı zamanda orkestra şefidir.

Heidi Litschauer / viyolonsel

Küçük yaşta harika çocuk olarak müziğe başlayan Salzburg Mozarteum Üniversitesi’nden Heidi Litschauer kariyerini dünyanın çeşitli yerlerinde konserler vererek sürdürmüştür.