Yağmur Suyu Hasadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yağmur Suyu Hasadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2010 Salı

Yağmur Suyu Hasadı : Haklı Gerekçeler

İki sene önce kuraklık haberleri ve barajlardaki su seviyeleri herkesi tedirgin etmişti. Suyun ne kadar kıymetli olduğunu bilmekten öte hissettik hep beraber. Anladık ki suyu iktisatlı kullanmak boynumuzun borcu.
Birkaç gün önce ise gazete manşetleri suyun ne kadar bol olduğunu yazdılar. O kadar bol ki yıkıp geçti İzmir’i. 72 yılın en bol yağmuru yağdı. Bu yağmurlar yağarken penceremin önünde oturmuş seyrediyorum. Şair olsam şiir yazardım belki bu yağmurlara bakarken. Ama değilim ne yazık ki. Mühendis olduğumdan, ancak bu yazıyı yazabildim. Su tedariği ile uğraşan bir mühendis olarak suyun kıymetli olduğunu zaten biliyorum ve gözümün önünde akıp giden tonlarca suya bakarken nasıl da hayıflanıyorum. Yazık diyorum onca su başıboş akıp gitmekte denize. Oysa kilometrelerce ötedeki bir dirhem suyu pompalarla borulara basıp evimize kadar getirebilmek için ne kadar enerji ve zahmet harcanıyor.

Annemin ninesi “kızım, Allah sana içi sulu evler versin” diye dua edermiş. Ninenin duaları kabul oldu. Herkes içi sulu evlerde oturuyor artık. Onca zahmetle evimize kadar gelen suyu nasıl harcıyoruz acaba diye düşündüm yağmuru seyrederken. Ne kadar iktisatlı davransak da tuvalete girince sifonu çekmemek olmuyor. Bir kez sifonu çekince 9 litre su cumburlop kanalizasyona. Peki ya bir kişi günde kaç kez sifon çekiyor dersiniz? Sabah akşam birer kere, gün içinde de iki kere deseniz toplam 4 kere ediyor en iyimser tahminle. Yani 36 litre. Su faturasına baktım, günde ortalama 100 litre su tüketiyorum. İzmir ortalamasının 115 litre olduğunu düşününce iyi. Bu durumda harcanan suyun neredeyse üçte biri tuvalete gidiyor. “Vay be…! Hiç de az değil” dedim.

Bir yandan yağmur olanca şiddetiyle yağıyor. İzmir’i sel almış. Kalkıp tuvalete gidiyorum. Çıkarken elim sifona zorla gidiyor. İçim acıyarak basıyorum düğmeye. Hemen üstümdeki terastan tonlarca yağmur suyu akıp giderken içmelerdeki kuyulardan çıkan yer altı suyunu helaya dökmek içimi acıtıyor. Acıyor içim çünkü bu suyun kuyulardan nasıl çıkarıldığını ve nasıl evime kadar geldiğini biliyorum. Üstelik yer altı sularının gittikçe tükenmesi de cabası.

Şimşekler çakıyor. Yağmur devam ediyor hala. Beynimde de şimşekler çakıyor gök gürültüsüyle birlikte. “Evet, neden olmasın?” diyorum. “Su akar Türk bakar” yaftasını kendime yediremiyorum. Bir Türk mühendisi olarak durumdan vazife çıkarıp kolları sıvıyorum, "Ne yapılabilir?" sorusuna yanıt aramak için. Bu yazı dizisini, elde ettiğim bulguları sizlerle paylaşmak için kaleme aldım. Ne de olsa her şey hayal etmekle başlıyor. Başlamak da işin yarısı olunca geriye pek bir şey kalmadı zannedersem.

Sarnıçları Ne Çabuk Unuttuk

Bu konuda blog yazma işine Cevat beyin Etrim Günlüğündeki "Yağmur Suyu" başlıklı yazısını okuduktan sonra karar verdim. Ayrıca Mehmet Vuran'ın Bodrum sarnıçları ile ilgili detaylı yazısı da oldukça doyurucu. Eski sarnıçlar hakkında detaylı bilgiler bu yazılarda zaten var. Ben kendilerinin hoşgörülerine sığınarak önemli gördüğüm yerlerden bir kaç alıntı yaptım bu sayfada. Aşağıdaki fotoğraf da Sabahattin Bilsel'in fotoğraf galerisinden alınmıştır. Zengin bir sarnıç fotoğraf arşivini bu galeride bulabilirsiniz. Sarnıçlar çok eskiden beri bilinen, yağmur suyu toplamak için yapılmış depolardır. Sondaj teknolojisi ile birlikte dalgıç pompalar kullanılmaya başlayınca sarnıçların da pabucu dama atılmış. Oysa yer altı sularının hesapsızca kullanılması da tam bir talan aslında. Pek çok kişi yer altı sularının tükenebilir bir kaynak olduğunun farkında bile değil. Bu açıdan bakıldığında unutulan sarnıç teknolojisini tekrar hatırlamak çok gerekli diye düşünüyorum.

Sarnıçlar öyle rastgele yerlere yapılmamışlardır. Özenle seçilen ve yamaçlardan akan suları toplayabilecek noktalarda inşa edilmişlerdir. Etrim Günlüğünde Cevat bey diyor ki "...aslında tüm bu sarnıçların hepsinin bir “akar”ı varmış. Yani yağışlı mevsimlerde oluşan küçük dereciklerin önüne kurulur, açılan bir delikten bu küçük akarsuların taşıdığı sular toplanırmış içerisine. Tabi üzerine düşen yağmurun içeriye alınması için etrafında küçük delikler de bırakılıyor. Mükemmel bir yöntem. Eğimli arazilerden gelen suyu dolduracağınız bir depo inşa ediyorsunuz. Bu sarnıçlar hala kullanılıyor sıcak mevsimlerde özellikle hayvanların su ihtiyacı için. İçlerinde seviyesi düşen suya ulaşabilmek için bir merdiven de yapılmış. İçinde biriken çamuru da ara sıra temizlemek gerekiyor."

Mehmet Vuran da yazısında sarnıçlarla ilgili önemli teknik bilgiler vermekte; "Ortalama bir sarnıcın çapı 7 m. civarındadır. Bu da yaklaşık 38 m2 bir taban alanı oluşturur. Kapı hizasına kadarki derinliği ise 2-2,5 m kadardır. Böylece 75 m3 civarında bir su toplama ve depolama haznesi oluşmuş olur. Bu yöreye düşen ortalama yıllık yağış miktarı 650 mm olduğuna göre demek oluyor ki, kubbe kısmına düşen yağıştan toplanan miktar; 38 m2 x 0.65 m = 24.7 m3 "

En ünlü sarnıç herhalde Yerebatan Sarnıcıdır. Devasa bir boyuta sahip sarnıç adeta bir mühendislik harikasıdır.

Yerebatan Sarnıcı
Doğu roma imparatorluğunun en parlak devri olan MS 6.yyda imparator Justinianus tarafından yaptırılmıştır. Uzunluğu 140m genişliği 70m olan sarnıç toplam 9800 m2 bir alana sahiptir. Her sırada 28 sütun, 12 sıra halinde yerleştirilmiş birbirinden 4m 90cm aralıkla dikilmiş toplam 336 adet mermer sütun bulunmakta olup, her bir sütunun yüksekliği 9 m dir. Sütun başlıkları genellikle korent veya iyon karışımıdır. Sayısı az olmakla birlikte işlenmemiş dorik üslupta sütunlar da bulunmaktadır. Çevre duvarların kalınlığı 4m olup, pişmiş tuğla ile örülmüş, üzeri su geçirmez özelliği olan horasan harcı ile sıvanmıştır. Sarnıcın suyu imparator Justinianus tarafından şehrin 19 km uzağında bulunan Belgrad ormanlarından getirilmiştir. 1985 yılından bu yana İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından restore edilen sarnıç, 9 Eylül 1987 den itibaren ziyarete açılmıştır. Su deposu yerine restoran olarak kullanılmaktadır.

Günümüzde Sarnıçların Kullanımı

İlk yazımda da belirttiğim gibi tuvaletlerdeki sifonlarda temizlik amacıyla su tüketimi oldukça fazladır. Buralarda doğrudan yağmurdan elde edilen suyun kullanılmasında hiç bir sakınca yoktur. Böylece şehirlerin su kaynaklarını %25 arttırmak mümkündür. Yapılması gereken, iyi bir drenaj sistemi, yeterli bir depo ve tuvaletlere bu depodan ayrı bir tesisattan ibarettir. 2009'da İzmir'de Makina Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresinde yağmur suyu hasadının ayrı bir başlık altında ele alınması sevindiricidir. Fakat bu konunun Belediyelerce ciddi bir biçimde ele alınması, uygun yerlerde bu altyapının zorunlu hale getirilmesi, gerekirse bu konuda mali destek mekanizmaları oluşturulması gerekmektedir. Aksi taktirde bu düşünceler bu bloglara sıkışıp kalmaya mahkumdur. Bu blog çalışmasının en önemli amacı da bu konuda bir kamuoyu yaratarak Belediyeleri harekete geçirmektir.

Şehirlerde Kullanılabilecek Alanlar
Özellikle yağmur suyu toplayabilen geniş çatı veya alanların bulunduğu ve aynı zamanda insan sirkülasyonunun fazla olduğu yerler öncelikle tercih edilebilir. Ayrıca depo yapımı için de yeterli bir alanın bulunması gerekir. Genellikle yeraltında yapılan depoların üstü park alanı vb amaçla kullanılabilir. Bazı kullanım yerleri şunlardır:


- Hava alanları
- Alışveriş merkezleri
- Fabrikalar
- Okullar
- Hastaneler
- Benzinlikler
Yeşil alanların yeterli olduğu düşük yoğunluklu yerleşim yerlerindeki konutlarda da rahatça uygulanabilir.

Almanya'daki havaalanları devasa hasat sahaları olarak değerlendirilip basit drenaj sistemleri ile toplanan yağmur suyunun temizlikte kullanımı sağlanmaktadır.

Su Hasadı Çatı Sistemleri

Yağışlarla gelen sular, çatılardan toplanarak kanalizasyon sistemlerine verilmekte ve temiz su özelliğini kaybetmektedir. Oysa bu su, dünyanın bir çok yerinde endüstriyel ve evsel içme ve kullanma suyu olarak kullanılan sulara nazaran çok daha nitelikli bir su kaynağıdır. Bu suyun kullanım amacı bölgelere göre farklılık göstermektedir. Pakistan'da bu su içilmeyip diğer amaçlar için kullanılmakta iken, Hindistan'da içme suyu olarak en ön sırada yer almaktadır. Su Hasadı Çatı Sistemleri'nin amacı, yağışlarla çatı yüzeyine düşen suyun toplanması, depolanması ve arıtılarak kullanıma uygun hale getirilmesidir. Sonbaharda düşen ilk yağış, çatıda yaz boyunca biriken pislikleri bünyesine alacağı için sisteme alınmaz, dışarı akıtılır. Depolanan su uygun fiziksel ve eğer gerekliyse kimyasal arıtmadan sonra içme ve kullanma suyu olarak evin ya da işyerinin ilgili bölümüne iletilir. Hepimizin evinde ve iş yerindeki çatı alanında rahatlıkla uygulayabileceği bir sistemdir.


Kırsal Alanda Sarnıçların Yeni Kullanım Şekli

Hali hazırda DSİ ve mülga Köy Hizmetleri tarafından yapılan sulama amaçlı küçük gölet ve barajların bir çoğu yağmur suyu ile beslenmektedir. Fakat bu tip gölet yapmanın müsait olmadığı coğrafyalarda bu konu değerlendirilmemektedir.

Oysa "yağmur hendekleri" gibi drenaj sistemleri ile toplanan sular ile yeraltı suyu kullanımı azaltılabilir. Eski tip sarnıçlarda toplanan sular rüzgar enerjisi marifeti ile köy ve kasaba merkezlerine pompalanabilir. Gereken arıtma işlemi yapıldığı taktirde içme suyu olarak da kullanmak mümkündür.

ENA Yelkapan Teknolojileri Ltd Şti tarafından geliştirilen su pompalayan yelkapanlar bu iş için mükemmel bir teknik imkan sunmaktadır. Ayrıca "yağmur hendekleri" ile ilgili Bostancık ve Marmariç bloglarına bakmanızı tavsiye ederim.

Ne Kadar Büyüklükteki Sarnıç İhtiyacımı Karşılar?

sss

Ekonomik Analiz

Her işin "duygusal yönü" önemlidir. Bu tür bir yatırımda en önemli unsur optimum depo seçimidir. Eğer depo büyüklüğü doğru şekilde seçilirse ekonomik bir yatırım olabilir.

Rakamsal Veriler
Bir kişinin günlük ortalama su tüketimi 100 lt / kişi (konutlarda)
Tuvalet için harcanan günlük su miktarı 35 lt / kişi (konutlarda)
Bir rezervuarın hacmi 9 lt
İzmir için yıllık ortalama yağış miktarı 680 kg / m2
En fazla yağış alan aylardaki ortalama yağış miktarı 133 kg / m2
İZSU nun su satış fiyatı (şebeke suyu ücreti) 2,20 TL / m3

Yıllık Hasat Miktarı
Yaklaşık yedi aylık dönemde depo hacminin en fazla 20 katı kadar yağmur suyu hasadı yapılması mümkün olabilmektedir.
İhtiyaç duyulan su hasadı için kişi başına 10 m2 ile 20 m2 arasında çatı alanı kullanımı gerekebilir.

Yapılan Hasadın Ekonomik Değeri
Bu durumda 1 m3 depo hacmi ile 20 m3 yağmur suyu hasadı sayesinde yıllık 44 TL ederinde bir kazanç sağlamak mümkündür.

Yatırım Maliyetleri
Bu iş için depo ve tesisat maliyetleri söz konusudur. 1 m3 deponun tesisat işleri ile birlikte maliyeti 200 TL/m3 ile 500 TL/m3 arasında değişebilmektedir. Depo ebatı büyüdükçe maliyet azalmaktadır.

Geri Ödeme Süresi
1 m3 depo maliyetinin 300 TL olduğu kabul edilirse, 7 senelik su faturasından sağlanacak tasarrufa denk bir maliyet söz konusu olmaktadır.
NOT: Depo Hacmi Hesabı ile ilgili detaylı bir çalışmayı yakında yayımlıyorum.